
OLDUĞU KADAR
Bazı şeyler başladığında hiçbir zaman bitmeyecekmiş gibi gelir insana. Yanıldığınızı anladığınızda ise artık
çok geçtir…
Sadece tınılar kalır kulaklarınızda. Ve o an lanet edersiniz duyu organlarınıza…
Kafanızdakiler, binlerce şey… O kadar çoklardır ki… Savaş ilan ederler bedeninize; beşerinize. Göz açıp
kapayıncaya dek silineceklerini bilmenize rağmen, o huzursuzlukla yaşamak zorunda kalmak tüketir narinliğinizi.
Tüketilen saatlerin birer masaldan ibaret olduğunu bilmek arada gülümsetir çocuklar gibi; ama esasında kanatır
içlerinizi. Kan tutar kimilerini, bırakmaz da öyle kolay kolay… Kolay olacağını size kim söyledi ki?
Hayat tecrübeyle sabittir. Sensen eğer o gerçek olan; zaten ayaktasındır ve zaten sınanmışsındır.
Koparılmayı bekleyen henüz ham bir meyve, hatta bir tohum olduğun kabul görülse bile; sınavın her türlüsüne
hazırlıklı olman gerekir; gereklidir! Yanıbaşındadır o despot… Gözükmez. Hissettirir…
Bir büyüğünüz fincan kapatmanızı ister. Gelecek onun ellerindedir artık, siz susup direktifleri dikkatlice
dinlemeli ve ona göre hareket etmelisiniz. En büyük o ya; ondan!
Şikayetleri duymaktan gına geldiğinde artık anlamalısınız ki; hayat tüm olumsuzluğuna rağmen devam eder…
Eder… Eder… Eder… Eden bulur. Bulduğuyla yetinmeyen de döner GERİSİNİ avuçlar…
ÖLÇÜ
Ses geldi. Damla düştü göğsüme. O kadar detaydayım ki; duydum! Mutlu oldum! Yeni bir güne o damla ile
başlamaktan gurur duydum!
Zehir gibi geldi içtiğim su. Su… Hayati sıvı… Nelere kadirsin gözünü sevdiğim en saf sıvı… Bazen, bazı
sıvılar hayat karartır. Biliyorsun… Ama tek misin sen? I ıh… Kendi başına mümkün mü? Yaradılış…
Tabiat…
Ana…
Doğum ve…
Son nefes…
Bıçak…
Keskin…
Tarifini bir bilenden almak lazım… Ustası olanlar, ölçüsüz yaparlar göz kararı. Ama göz karardı?
Ne mi olur?
Doğar… Büyür… Gelişir… Bir yerde tıkanır…
Vicdanı olandan yana kaykılırsın. Kaypak olanı asla bilemezsin!
E bence görmezden gelmelisin!
Devam etmelisin!
Adımlarını hızlandırmalı, azmine hayran bırakmalısın!
Sana yakışanı tek bir varlık bilirken ona asla baş kaldırmamalısın…
Yaşa sen; ÇOK YAŞA!
Kıyamet kapına dayandığında bu sözlerimi hatırla…
Güven bana…
NAKARAT
Gözle görüldüğüm için affedemiyorum. Bağışlayamıyorum… Yapamıyorum.
Canımdan can gittiğinden ve gün be gün kanadığımdan sebep yapamıyorum.
Yoksa yeterince güçlü-kuvvetli değil miyim? Biliyorum ama söylemiyorum.
Çok fazla… Çok fazla üzülüyorum. Açıklamanın bir imkanı olsa inan dökerdim buralara ama elimden
fazla… Benden fazla… Canımdan fazla…
Ağlamaktan fazla… Çok fazla… Çok dolu… Dopdulu…
Sürekli buradayım ben. Ne gelen var ne giden…
Gidene eyvallah tabii ama ya gidemiyorsa ve bir yerde sıkışıp kaldıysa? Ya mesaj iletilemiyorsa?
Ya uykularından anılarla uyandırılıyorsan ve kimsenin anlamaması için sadece sessizce ağlıyorsan?
Bu kalpten mi yoksa beyninden mi kestiremiyorsan?
Atacak mısın kendini camdan?
Yap da erkekliğini görelim! Yerlere-göklere sığdıramadığın egona şahit olalım…
Hadi…
Dur!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder